13 Aralik 2017 Çarsamba

Foto Galeri

Bayan Milli Boks Takımı

Mesaj Defteri

sizi o kadar çok özledim kii o ortamı o sıcaklığı o baba şevkatini. Hocam siz Çankırı Boksun ihtiyacı olan tek insansınız kim ne yaparsa yapsın kimse yıkamaz. Seviliyosun Ahmet ÇINAR...

GRC :) - 25/02/2013 10:07

Site Istatistigi

Online Kullanici :

2

Bugünkü Ziyaretçi :

1

Toplam Ziyaretçi :

37017

Hava Durumu

ÇANKIRI

Reklam

Spor Yazıları Serkan ÖNER

Sporda Yetenek Seçimi

 SPORDA YETENEK KAVRAMI

 

Yetenek kavramı son zamanlarda özellikle psikoloji, pedagoji ve sosyoloji gibi bilim dalları tarafından sıkça ele alınan ve tartışılan bir kavramdır. Spor bilimi de, diğer bilim dallarına dayanarak yetenek kavramını tanımlamak çabasındadır.

Spor bilimi sözlüğü, yeteneği şöyle tanımlamaktadır: Belli bir alanda normalin üzerinde, ancak henüz tam olarak gelişmemiş özellikler bütünü ve buna sahip kişidir. Zeka kavramıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Spor bilimi sosyal yapı, antrenman organizasyonu ve özellikle psikolojik şartları göz önünde bulundurarak sporda yeteneği inceler.

Özellikle batı dünyasında 1960- 1970 yılları arasında pek çok doğru Avrupa Ülkesi yetenekli sporcuları seçme için özel yöntemler geliştirme arayışına girmiştir. Bu amaçla büyük çocuk grupları üzerinde araştırma çalışmaları yapılmış, sonucu olarak da daha 1976 Olimpiyatlarında madalya sahibi sporcuların %80’ninin yetenek seçimi programlarıyla hazırlandığı saptanmıştır.

Yetenek seçimi ve eğitimi alanında yapılan çalışmaların spor pratiği yönünden yararlarını şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

- Kişilerin daha kısa zamanda istenilen yüksek performansa ulaşmasını sağlar.

- Üstün yetenekli sporcularla çalışan antrenörün çalışma etkinliği artar.

- Yüksek performansa erişmek isteyen sporcuların sayısını ve rekabetini arttırır. Sonuçta daha güçlü kadrolar oluşturulur.

- Sporcunun kendine güveni artar. Çünkü bu sporcu bilimsel seçim süreciyle yetişmemiş sporculardan daha iyi durumda olduğunu görmektedir.

- Sporcuları seçen bilim adamları sporcuları çalışmalarını gözleyerek onlardaki istenmedik sapmaları zamanında belirleyerek gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

- Bu ilgi sporcuları motive eder.

 

I.I. YETENEK TÜRLERİ

Beden eğitimi ve spor literatüründe hareketsel yetenek konusundaki ilk görüşler, fizyoloji, daha çok da iş fizyolojisi temsilcileri tarafından geliştirilen hareket becerisi teorilerine dayanmaktadır. Önceleri dikkat el becerileri üzerine yoğunlaşmış, ama kısa zamanda beceri konusunun yalnız ellerle sınırlandırılamayacağı anlaşılmıştır. Daha o zamanlarda hareketsel yeteneğe etki eden faktörlerin çeşitliliği anlaşılmıştır.

Hareketsel yeteneğin oluşmasının şartları daha yakından incelendiğinde şu üç görüş dikkati çekmektedir.

Statik Yetenek Kavramı

Bu görüş, Sportif başarının, büyük ölçüde kalıtımla belirlendiğini, gelişmesinin ise salgı bezlerinin gelişmesine bağlı olduğunu savunur. Günümüzde de yaygın olan bu görüş, ikizler üzerinde yapılan araştırmalarla doğrulanmaktadır. Kalıtımsal özellikleri aynı olan ikizlerin gösterdikleri uyum benzerlikleri, kalıtımsal özelliklerin sporda elde edilmek istenen başarılar açısından nedenli önemli olduğunu ortaya koyar. Bu görüş sonraları şiddetle eleştirilmiştir. Eleştirilerin ortak yönü “İnsan psikolojisiyle ilgili deneylerle ve yaşanan çevrenin etkileriyle kalıtımsal özelliklerin kesin çizgilerle birbirinden ayrılamayacağı” şeklinde ifade edilebilir. Eleştirilere göre, ikizlerden her biri aynı kalıtımsal gelişme özelliklerine sahip olmalarına rağmen, zamanla tamamen farklı başarı düzeyinde olabilirler. Bu noktada dikkatlerinizi Zackiorskij’nin yaptığı bir araştırma üzerine çekmek istiyorum. Bu araştırmanın sonuçlarına göre;

- Mükemmel sporcuların yaklaşık %50’sinin çocukları da üstün sportif yeteneklere sahiptir. Ancak bunun aynı spor dallarında olması gerekmemektedir.

- Yalnızca motorik özellikler (örneğin; sürat) kalıtım yoluyla geçebilir.

- Tek yumurta ikizleri, birçok alanda çift yumurta ikizlerinden daha büyük bir uyum (konkordans) göstermektedir.

- Başarı gelişiminin üst sınırları yine kalıtımla belirlenmektedir.

Bütün eleştirilere rağmen, bu araştırmalar, kalıtımsal faktörlerin bir sportif yeteneğin gelişmesindeki önemini ortaya koymaktadır.

Ancak bu etkinin sınırlı olduğunu ve ileriki başarıların büyük ölçüde vücudun gelişme sürecinde onu etkileyen çevrenin dış faktörlere bağlı olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca büyüme çağındaki çocuklara ve gençlere sunulan öğrenim imkanları da onların daha sonraki başarılarını etkileyecektir. Bazı hareket deneyimlerinin kazanılması sensomotorik sistemin gelişimi, sürekli bir başarı artımı için gereklidir.

Öğrenim teorisiyle ilgili yetenek anlayışı

Öğrenim teorisiyle ilgili yetenek anlayışı fizyolog J.P.Pawlow ve davranış psikolojisinin kurucusu J.B.Watson'un öğretilerine dayanmaktadır. Bu görüşe göre; insan hareketleri, duyu organları, sinir sistemi ve kaslar arasındaki fizyolojik ilişkilerin güçlenmesiyle amaca yönelik bir koordinasyon olarak ortaya çıkar. Birçok kez tekrarlanmış olan hareketlerin otomatikleşmesi sağlanır. Bu teoriye göre sportif yetenek, belli bir sırada verilen uyaranlar sonucu oluşan şartlı reflekslere bağlı olarak gelişir.

İnsanın hareketi öğrenmesi, matematik bir kesinlikle uygulamanın ağır bastığı bir refleks eğitimidir.

Yetenek problemin çözümlemeye çalışan bu çalışmalar insan hareket sisteminin karmaşık yapısını açıklayabilmek için fazla mekanik ve soyut olsa gerek. Bu anlayışı savunan teoriciler bireysel farklılıklar (fiziki ve psikolojik) ile çevre faktörlerini dikkate almamaktadırlar.

Dinamik yetenek anlayışı

Dinamik yetenek anlayışını benimseyenler, spor yeteneğinin kalıtımsal özellikler ile çevre şartlarının sıkı ilişkisine dayandığı görüşünü savunurlar. Son yıllarda yetenek konusuyla ilgilenmiş spor bilimcilerinin büyük bir çoğunluğunun bu görüşü benimsediğini görmekteyiz. Bu anlayışı benimseyen uzmanlar kalıtımsal özelliklere gereken önemi vermektedir. Ama bu özelliklerin ancak çevre koşulları sayesinde bütünüyle, gelişebileceğini savunurlar. Bu sebeple; yetenek, doğuştan garantilenmiş olarak kabul edilmemelidir. Çünkü bir yeteneği belirleyen bileşenler gelişebileceği gibi gelişmeyebilir de. Yetenek, sporcunun başarısında kendini gösterir, ama başarıyla eş anlamlı değildir.

Yetenek, kendisini meydana getiren özelliklerin, insanı başarıya ulaştıracak biçimde bir araya gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Burada önemli olan, bu özelliklerin herbirinin düzeyi kadar, birbirleriyle olan özel bağlantılarıdır. Bu nedenle yetenek kavramına kantitatif olduğu kadar kalitatif açıdan da bakmak gerekir.

Sportif yetenek, çevre şartlarına göre nitelik (kalitatif) ve nicelik (kantitatif) olarak gelişme gösteren, diğer taraftan bu etkilerin eksikliği halinde gittikçe yok olabilen dinamik bir potansiyel olarak ele alınmalıdır.

Sonuç olarak; yeteneğin bir yandan, motorik ve ruhsal gelişmeye, kalıtımsal özelliklere, iç salgı bezlerinin gelişmesine ve diğer yandan da çevre ve toplum şartlarına bağlı olduğu söylenebilir. Bu nedenle yetenek kavramı yalnız kalıtım konusu olarak değil, toplumsal, moral ve pedagojik yönlerden ele alınmalıdır.

Şimdiye kadar, yetenek kavramını teorik biçimde analiz etmeye çalıştık. Soyut sayılabilecek bu açıklamaları daha somut hale dönüştürmek için, kavramın pragmatik bir yaklaşımla incelenmesi gerekir.

I.2. YETENEK SEÇİMİ VE YÖNTEMLERİ

Yetenek seçiminde başlıca iki yöntem uygulanır. Bunlar Doğal Seçim ve Bilimsel Seçimdir.

 

Doğal seçim

Bu seçimde kişi ya tesadüfen seçtiği spor dalına katılır, ya da başka bir spor dalında başarılı olamayacağını anlayarak dal değiştirmesi şeklinde antrenörün ya da öğretmenin karşısına gelir. Böyle bir seçimde performans gelişimi yavaş  olur, çünkü büyük bir olasılıkla ideal spor dalı seçilememiştir.

Bilimsel seçim

Spor bilim adamlarının yardımıyla yapılan bilimsel testlerle yetenekli kişilerin kendilerine en uygun spor dalına yöneltilmesini sağlar.

 

I.3. YETENEK SEÇİMİNDE ÖLÇÜT KULLANIMI

Yetenek seçimi ve yönlendirmesi, yüksek performansa yönelik spor anlayışı için söz konusudur. Rekreatif spor anlayışında böyle yönelmeye gerek yoktur. Bu seçim çalışmalarında sporcuların özel biyolojik profilleri kadar psikolojik özellikleri de önemlidir. Yetenek seçimi için bu nedenle objektif ölçütler kullanılır. Yetenek seçiminde değişik önkoşullar aranmakta, eğitiminde verimi belirleyen değişik faktörlere başvurulmaktadır. Sporda yetenek kavramının belirlenmesinde etkili olan faktörler şunlardır:

- Konstitüsyonel özellikler (Sağlık durumu, Antropometrik özellikler gibi)

- Kondisyonel motorik özellikler ,

- Teknomotorik özellikler,

- Öğrenme yeteneği,

- Verimliliğe hazır olma durumu (Psikolojik önkoşul),

- Bilişsel (Kognitit) özellikler ya da yetenekler,

- Duygusal (Affektif) özellikler,

- Sosyal faktörler.

Aslında yetenek arama bu faktörlere göre, spor türlerinin istek profilini oluşturmakta ve seçim bir spor türüne özgü gerçekleşmektedir. Bu seçim ve eğitime başlama yaşı konusundaki uygulama bir çok spor türünde 1. Okul Çocuğu Çağına rastlamaktadır. Okuldaki spor dersleri sırasında ya da okul dışı spor faaliyetlerinde bu işlemin başlatıldığını görmekteyiz. Doğal seçim yöntemi diyebileceğimiz bu yönteme göre; spor derslerinde ortalamanın üzerinde verimli görülen çocuklar düzenli antrenmanlara yönlendirilmektedir.

I.4. YETENEK SEÇİMİNİN AŞAMALARI ve İÇERİKLERİ

Etkili bir yetenek seçimi üÇ aşamada gerçekleştirilebilir. Bunlardan ilkini "ön seçim" olarak kabul edebiliriz. Ön seçimde ekonomik bir uygulama yöntemi kullanarak mümkün oldukça çok sayıda çocuk ve genç bu süreçten bir çok kez geçirilmeli.

Antrenmansız çocuklarda yapılacak seçimlerde kural olarak, spor türüne özgü verimliliği belirleyecek parametrelerden çok, çocuğun genel sportif verimini belirleyecek özelliklerin ölçümüne yönelmek gerekir. Yetenek seçiminde unutulmaması gereken ilke, ölçümlerin bir kere değil, bir çok kez yapılmasından sonra sonuçlandırılması ve karara bağlanmasıdır.

Aşağıdaki tabloda ön seçim -ara seçim- son seçim içeriklerine örnek olarak da Artistik Cimnastik ve sportif oyunlar verilmiştir.

Belirli bir spor türü için motor testler daha uygun kişisel ön şart oluşturur. Birçok motor testin uygulamasıyla gerçekleştiren test bataryaları bu amaçla uygulanır. Değişik araştırmacıların sunduğu bazı örnekler aşağıda verilmiştir.

Ara seçimde uygulanan kondisyonel motor özelliklerle ilgili bir test bataryasıyla norm tablosu örnek olarak verilmiştir.

 

 

 

 

Tablo: Yetenek seçimi aşamaları ve içerikleri

ÖN SEÇİM

ARA SEÇİM

SON SEÇİM

 

Genel Karakteristik:

Çocuğun genel özelliklerinin sorgulanması, gözlemlenmesi ya da değerlendirilmesi. Ör:

1)     Genel sağlık durumu

2)     Okul başarısı

3)     Sosyal koşulları ve ilgileri

4)     Vücut yapısının spor türüne uygunluğu

5)     Genel spor verimliliği (okulda spor dersindeki başarı düzeyi)

 

 

-          Bir kezlik sportif kontrol

-          Spor türüne özgü vücut tipine uygunluğunun kesin kontrolü

-          Spor türüne yönelik motorik özellik yeteneği (çok yönlü motorik özelliklerin test edilmesi)

 

-          Kısa sürede birçok kez alıştırma yapmak (deneme antrenmanı)

-          Kısa süreli bir alıştırmada verim düzeyi ve davranış biçimi

-          Genel ve özel sportif verimliliği

-          Bütünüyle kişiliğin değerlendirilmesi

Artistik Cimnastik:

-          Kısa boylu, oldukça az ağırlıklı ince bir tip, ancak omuz kalçadan geniş. (O) ve (X) bacaklı olmamak

-          Genel hareket koordinasyonunun ve kuvvet düzeyinin değerlendirilmesi

-          Toplam estetik ifade değerlendirilmesi

-          Hareket koordinasyonu (Engellerle yapılan koşudaki başarısı)

-          Bacak, kol, gövdenin sahip olduğu kuvvet (Basit kuvvet alıştırmaları)

-          Toplam motorik özellikler düzeyi (Sportif oyunlarda, stafet yarışlarındaki başarı düzeyi)

Kısa süreli program sonucunun değerlendirilmesi;

-          Motor öğrenme davranışı (hareket koordinasyonu)

-          Kuvvet ve hareket sürati

-          Hareket genişliği

Sportif Oyunlar:

-          Uzun ve iri yapılı çocuklar (Voleybol, Hentbol, Basketbol için. Buna karşılık futbolda herhangi bir sınırlama düşünülmez).

-          Genel olarak, kuvvet, sürat ve oyun yeteneği.

-          Yeterli bir boy aranmalı

-          Koşu hızı (30-60 m.deki)

-          Çabuk kuvvet (Fırlatma topuyla ölçüm)

-          Sıçrama kuvveti (üç adım atlama gibi)

-          Hareket koordinasyonu (oyun yeteneği)

-          Birçok oyunda oyun yeteneğinin değerlendirilmesi

-          Problemlere bulduğu çözümler gözlenmeli

 

 

Spor hekiminin, antrenörün sahip olduğu araçlara göre, araştırmanın genişliği değiştirmekle birlikte, uygulanan testlerin asıl çocuk ve gençlerin kapasitesine uygun olması gerekir.

 

Araştırmanın amacına göre (çocuğun test edilmesi, bilinen bir patolojik neden ile ortaya çıkan engelin değerlendirilmesi, gizli bir patolojik durumun incelenmesi gibi) araştırmayı yürütme şekli, uygulayıcının seçimine kalacaktır.

 

I.5. YETENEKLİ SPORCUNUN ÖZELLİKLERİ

Bir sporcunun yetenekli olup olmadığının belirlenmesinde en büyük ' sorun ön teşhisi yapabilmektir. Yetenek yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı dinamik bir potansiyel olarak görülürse, yetenek konusundaki yargılar, ancak bu bilgilerin ışığı altında verilebilir. Dinamik potansiyel kavramının belirlenmesi karşılaşılan en büyük sorundur. Bu zorluklara rağmen, yeteneklerinin belirlenebilmesi için var olan yetenekli sporcular ölçüt alınır ve onların bazı özellikleri incelenir. Kuşkusuz bazı ölçümler yapılabilir. Ancak hızlı bilgi aktarımı açısından, uygulamadan elde ettiğimiz aşağıdaki bilgiler en geçerli olanlardır.

Yetenekli bir sporcu bu açıdan incelendiğinde daha az yetenekli bir sporcudan şu özelliklerle ayrılır:

- Antrenmanda daha başarılıdır.

- Aynı kapsam ve büyüklükteki antrenman uyaranlarında büyük başarı elde eder.

- Antrenmanda verilen yeni uyaranlara daha çabuk uyum sağlar.

- Daha çabuk öğrenir (Örneğin; hareketin akışını,teknik bilgileri).

- Daha önce edindiği deneyimleri yaratıcı bir şekilde bâşarısını arttırmak için kullanır.

- Kendine verilen zor görevleri bile başarıyla yerine getirir ve sorunları yaratıcı ve orijinal bir biçimde çözer.

- Performansının gittikçe yükselmesi onun tipik özelliğidir. Yetenekli bir sporcu, kendini tam anlamıyla spora adar, çalışkan ve hırslıdır, sistematik şekilde çalışır.

- Gerginlikte (Stres altında)bile gerçekçi, doğru değerlendirme yapabilir.

- Riski göze alabilir.

- Başarısızlıklar karşısında gücünü kaybetmez, bunu bir motivasyon gerekçesi yapabilir. Bir yeteneğin bu özellikleri teker teker ele alındığında bütünlüklerinden bir şey kaybetmezler, her biri yetenek kavramını en iyi şekilde anlatabilmek için seçilmiş kavramlardır. Bu kavramların oluşturduğu yapının ağırlık noktası, spor dalına göre farklılıklar göstermektedir. Örneğin; bir oyuncuda öne çıkan özellikler, bir uzun mesafe koşucusununkilerden farklıdır.

Spor biliminde yetenek konusunda yapılan çalışmaları üç başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

1- Yeteneğin seçimi (aranması)

2 - Yeteneğin yönlendirilmesi

3 - Yeteneğin eğitimi. Bu kavramları şöyle açıklayabiliriz;

 

I.6. YETENEĞİN SEÇİMİ VE YÖNLENDİRİLMESİ İLE İLGİLİ FARKLI MODELLER

Yeteneğin seçimi, yönlendirilmesi ve eğitimi süreçlerini belirli kurallara bağlayan modeller oluşturulmuştur. Uygulanan modelleri tanımak amacıyla yaptığımız literatür taramasında, ülkelerin yönetim tarzlarıyla bu modellerin yapısı arasında mantıklı ilişkiler olduğu görülmektedir. Aşağıda vereceğimiz örneklerde de görüleceği gibi, sporda ileri gitmiş Avrupa ülkelerinde görülen modeller, ayrıntılı ve pedagojik kurallara uygun yönetilir, seçimler laboratuvar koşullarında gerçekleştirilirken, ABD gibi bazı ülkelerde; doğal seçim yöntemleriyle ve isteğe bağlı bir uygulama görülmektedir.

Aslında bu konunun öncülüğünü doğu Avrupa ülkelerinin yaptığı bilinmektedir. Spor biliminde ve pratiğindeki tartışılmaz yerine rağmen ABD'de yetenek seçimi bilinmeyen bir bilim dalıdır.

Uzun sürede, sporda üst düzeyde başarıya erişmeyi kolaylaştırmak amacıyla içerisinde yaşanan, eğitim-öğretim ve antrenman yapılabilen kurumlar geliştirilmiştir. Yatılı spor okulları birçok eski doğu bloku ülkelerinde (Ör; Bulgaristan, Eski DDR, Polonya, Romanya, Eski Sovyetler Birliğinde) ve birçok bazı Avrupa ülkelerinde (Ör; Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Avusturya, İsveç, İsviçre gibi) bulunmaktadır. Bilindiği gibi bir denemede ülkemizde başarısızlıkla yakın tarihte sonlandırıldı.

 

Almanya Modeli

1978-79 öğretim yılından beri Kaiserslautern'de Heinrich Heine devlet lisesi (HHG), "yetenek geliştirme sınıfları" projesinde, gençlikte elit sporcu yetiştirme amacı ile görevlendirilmiştir. Aslında benzeri modellere Avrupa’nın değişik ülkelerinde rastlanılmaktadır.

Bu okulun amacı; "hiçbir zaman hızlı bir şekilde öğrencileri yüksek bir sportif performansa eriştirmek değil, aksine, öğretimle birlikte, sosyal ve spor gelişimi de dengeli şekilde götürülmektedir” şeklinde belirlenmiştir. Performans, gencin okul başarısına ve uyumlu gelişimine engel olmamalı aksine birbirini tamamlamalıdır felsefesi esas alınmıştır.

Burada öğrenciler, spor ağırlıklı sınıflarda toplanmışlardır. Bu sınıflar, diğer sınıflarla birlikte öğretimlerini sürdürür. Küçük sınıflarda öğretim daha yoğun, antrenmanlar ve müsabakalar daha hafif planlanmıştır. Okulda derslerde başarısızlık sözkonusu olduğu durumlarda öğrenciye özel destek öğretim programları düzenlemektedir.

Bu model çerçevesinde; Badminton, Judo, Tenis, Masa tenisi, Bisiklet dallarında elit sporcular yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Antrenmanlar, lisenin ve çevredeki okulların tesislerinde yapılmaktadır.

Okulun öğrencileri, yörenin seçilen çocuklar olmakla birlikte bir kısmı dışarıdan getirilmişlerdir. Seçilip de evi okula yakın olan öğrenciler yarı yatılı statüsünde okula katılırlar.

Almanya'daki internatlarda (yatılı okul) bilimsel danışmanlıklar ve ölçümler üniversitelerin bünyesindeki spor enstitüleri tarafından yürütülmektedir. Bu çalışmalar;

- Kondisyonei özelliklerin diagnozu,

- Koordinatif becerilerin diagnozu,

- Müsabaka davranışlarının değerlendirilmesi, profillerin ve normların

oluşturulması.

- Tıbbi ölçümler,

- Sosyolojik yönden incelenmesi, gerekli önlemlerin alınması doğrultusundadır.

 

İsveç (TTA) Modeli

Avrupa’da zaman zaman daha farklı yaklaşımlarla açılmış yetenek okullarına da rastlanmaktadır. Bunlara örnek olarak İsveç Tretorn Tenis Akademisini kısaca tanıtmak istiyoruz.

TTA 1985'de Bastad (Güney İsveç)'da, İsveç'in en iyi genç tenisçilerini belirli bir kuruluşta okutup, spor yapmasını daha doğrusu profesyonel tenisçi olarak hazırlamak amacıyla açılmıştır. Bu kurumda, üst düzeyde tenisçi antrenmanlarının yanı sıra, lise olgunluk (Abitur) sınavına hazırlayan bir düzenleme söz konusudur.

TTA'da 18 tenisçi yetiştirilir. Belirli şartlara sahip kişiler bu okula girebilir. Şartlardan bir tanesi, kendi yaş grubunda İsveç’in ilk 8 tenisçisi arasına girmektir. Tenisçiler üst düzeyde tenis antrenörü (Baş antrenör) nezaretinde her gün üç saat antrenman yapabilmektedir (90 dakika sabah, 90 dakika öğleden sonra). Burada İsveç'in Dünya çapındaki tenisçilerinin antrenman yapabilmesi çocuklar için büyük uyaran olmaktadır. Turnuvalara katılan sporcu öğrencilerin, üç hafta derslere devam etmeme haklar; bulunmaktadır. Öğrenciler okul bitirme sınavlarına (Abitur)

"Yetişkinler için Lise " adlı bir özel okula girebilirler.

Burası aynı zamanda elit sporcuların kamp yaptığı yer olarak da kullanılmaktadır. İsveç hükümeti "Sosyal Devlet anlayışı" ile buradaki kişilere bir miktar “Öğrenim bursu" vermekle birlikte, masraflar büyük ölçüde TRETORN firması ve tenis federasyonu tarafından karşılanır.

 

1.7. OYUNCULARIN ARAŞTIRILMASI VE SEÇİMİ

Bugün basketbol sporunda fizik, kuvvet, dayanıklılık, yani vücud-vücuda mücadele çok önemlidir. Onun için yatırım yapacağınız fiziklerinin buna göre olması gerekmektedir. Bu oyuncuların seçimi ve bulunması.

 

 

1.Basın ve Yayın Yolu İle:

Burada gazete ve tv. İle verilen ilanlar ile (uzun boylu oyuncuların) klüplere, yaz spor okullarına, basketbol kurslarına çağırılması.

 

2.Okullar:

Tüm biz okuldaki öğrencilerden faydalanılarak onları önce okulda, sonra ise daha gelişmiş kulüplere alarak çalıştırmak.

 

3.Çevre:

Çevremizde yapacağımız araştırmalarla uzun boylu oyuncuların bulunması ve çalıştırılması.

 

4.Türkiye’ye Yayılma:

Elimizdeki imkanlara göre yurdumuzun bölgelerine giderek çok uzun boylu gençleri bulup onları iyi imkanlar sağlayıp, basketbol sporuna kazandırmak. 

 

 

 

II. BÖLÜM

 

ÇOCUĞUN DOĞAL GELİŞİMİ

 

İnsan kalıtımla getirdiği güdülerini kültürel bir çevre içinde geliştirerek kişiliğini kazanır.

İnsanın gelişimi bütünlük içinde olur. Çocuğu ruh ve beden olarak bir yönün diğerinden bağımsız olarak geliştiğini söylemek olanaksızdır.

İnsanın gelişimi gelişim çağlarına göre ya da beden, duygu, zihin gibi gelişim alanlarına göre ayırmak, yasanın yalnızca tanınmasında incelemeyi kolaylaştırır.

 

2.1. GELİŞİM VE ÖĞELERİ

İnsan çevresiyle etkileşerek gelişimini sürdürür ve kendine özgü bir kişilik kazanır. Kazanılan kişilik özellikleri insandan insana ayrılıklar gösterir. Böylece her insan başkalarından değişik özellikler göstererek birey olur.

Öğrenme ve gelişim yakın anlamlarda kavramlardır. Gelişimin öğeleri ile öğrenmenin öğeleri de benzerlik gösterir.

Gelişimin öğeleri şunlardır.

 

2.2. ÇEVRE

Birey döllenmeden başlayarak ölümüne kadar bir çevre içinde yaşamak zorundadır.

Doğumdan sonra, bireyin çevresi içinde yaşadığı toplumda bulunan tüm canlı ve cansız varlıklardır.

Bireyin kendi iç yapısı ve kendisi de çevre kavramının içine girer. Bireyin solunum, dolaşım, sindirim sistemleri ve iç organları, duygu organları, duygu, düşünce, anı ve yargılamaları, giysileri ve bireye ilişkin tüm durumlar bireyi ne oranda etkileyebiliyorsa o oranda bireyin çevresini oluşturur. Bireyi etkileyen çevre etmenlerine karşıt denir.

 

2.3. GÜDÜLERİN DOYURULMASI

Bireyin amacı güdülerini doyurmaktır. Güdülenme bir amaca ulaşmak yada bir varlığı, bir hazzı elde etmek için eyleme geçme isteğidir.

Bireyin amacı olmadan etkileşime geçmesi hemen hemen olanaksızdır. İnsanın güdüleri, eğitimdeki önemi bakımından, altı ana bölüme ayrılabilir.

a)Beden güvenliğini sağlama

b)Cinsel doyurulma

c)Sevilme ve kabul edilme

d)Toplumda yer edinme ve tanınma

e)Zihinsel yaşam ve yaratıcılık

f)Kendini bilme ve geliştirme

 

2.4. GELİŞİM

Gelişim kavramı büyüme, olgunlaşma, hazır bulunuşluk ve öğrenme kavramlarını içerir.

Büyüme: Bedenin boy ve ağırlık yönünden artışıdır.

Olgunlaşma: Bireyin bir işi yapabilecek düzeye ulaşmasıdır.

Hazır bulunuşluk: bireyin bir işi yapabilecek olgunluğa erişmesinin yanında bu iş için gerekli ön bilgi, beceri ve tutumu da kazanmış olması gerekir.

Gelişim: Bireyin hem nicelik hem de nitelik yönünden belli düzeylere ulaşmasıdır. Gelişmenin nicelik yönünü büyüme olgunlaşma, nitelik yönünü ise hazır bulunuşluk ve öğrenme oluştururlar. Bu nedenle Öğrenme, gelişimin temelini oluşturur.

“Bireyin gelişimi, tıpkı öğrenmesi gibi süreklidir. Gelişme sürekli ileriye doğrudur, geriye dönüş yoktur.”

Gelişmekte olan çocuk ve olgunlaşan gençlik hiç bir zaman sadece küçülmüş bir yetişkin değildir. Gelişimde ayrılık sadece onların boy uzunluğunda değildir. Bireysel kısımların birbirlerine oranlarına ve vücut oluşum şeklinde vurgulaşması gerekli ayrılıklar göze çarpmaktadır. Kısacası vücut kısımları değişik tempolarda gelişirler.

Mesela; 8-12 yaş grubu çocuğun gelişimi genel olarak ilk okula rastlar. Öğrencinin büyüme hızında önemli yükselmeler görülmez. Boy yılda 3-4 cm, kilo 2,5 kg. artar. Erginlik çağına doğru boyda yeniden bir hızlanma görülür.

Bu yaşlarda, ağırlıkça artmakta hız fazla değildir. Bu yaşlar özellikle küçük kasların hızla geliştiği bir dönemdir. Atmalarda, tırmanmalarda, top oyunlarında ve bazı aletleri kullanmada başarı gösterebilecek düzeye gelirler.

Spor ve oyun bu yaşlardaki çocukların bütün ilgilerinin merkezidir. Çocuk bir çok spora bu yaşlarda başlar. Belli beden becerilerini kazanmak için devamlı egzersizler yapar. Yüzmekten, kaymaktan, top oynamaktan ve bisiklete binmekten hoşlanırlar. Spor yeteneği bakımından kız ve erkek çocuklar arasındaki fark azdır. Hatta 11 yaşındaki kız çocuğunun koşuda erkek arkadaşını geçtiği görülebilir. Hastalıklara karşı dayanıklılığın arttığı bu yaşlar hayatın en sağlıklı dönemi olarak nitelendirilir.

 

2.4.1. Fizyolojik Gelişim

Çocuk ve genç kalbi, kan dolaşımı ve solunum özellikleri sportif antremanla çocuk ve genç organizmanın yükselen başarı istekleri sağlanır. Burada oksijen alış verişi kan dolaşımı ile solunum reaksiyonu özelliklerinin, özellikle yüklenmelerde geliştiği açıkça görülür. Fizyolojik yaş değişikliklerinde özellikle kalp vuruş volümü, kalbin dakika volümünü belirtmek zorundadır. İyi tıbbi kontrollerle 8-12 yaş arasındaki çocuklarda kalp atış volümü ve oksijen alma yeteneği geliştirilir. Yalnız şunu belirtmekte yarar vardır. Kalbin büyümesi onun her zaman dakika volümünü arttırması anlamına gelmemelidir. Burada asıl olan kalbin var oluşu ve iş kapasitesinin yüksek olması söz konusudur.

 

2.4.2. Psikolojik Gelişim

8-12 yaş arası çocuğu okul öncesi çağındaki hayal gücü yerini gerçeklere terkeder. Çocukluğun hareket sevgisi yerini eğitimcinin uzun anlamsız görünümlü açıklamalarına bırakır.

Okulda çocuğun birçok sosyal ödevleri vardır. Çocukluk çağında sosyal ilişkiler ana okulunda gelişmeye başlamış olmasına karşın bu yaşlarda önemli gelişmeler olur. Bu dönemde çocuğun beden sağlığı kadar ruh sağlığı da yerindedir.

Sevilmek, beğenilmek, başarılı olmak, kendini güven altında hissetmek ve yeni deneyimler kazanmak yine belli başlı, temel gereksinimleri arasındadır. Süratle toplumsallaşan çocuk deneyimlerinin dünyasına uyma halindedir. Bu yaşlarda çocuk zamanını arkadaşları ile oyun oynamaya ayırır. Oyun için özellikle kendi cinsinden arkadaşlar seçer.

 

2.4.3. Zihinsel Gelişim

Bu dönemde zihin gücü en az beden gücü kadar hızla gelişmektedir. Çocuğun beyin ve sinir sistemi hemen yetişkinlerininkine yakın bir olgunluk seviyesine varır. Mantıklı ve soyut düşünme yeteneğinde kuvvetli bir ilerleme görülür. Mekanik belleği ve sesleri ayırt etme gücü büyüklerin ki kadardır. Bu dönemde dikkat süresi gelişmeye devam eder. Çocuk matematik gibi yoğun dikkat isteyen konularda ortalama 25 dakika kadar sürekli çalışabilir. İlgilendiği bir konuda ise saatlerce uğraşabilir.

 

2.4.4. Motorik Gelişim

8-12 Yaş performans yeteneğinde önemli ilerleme özellikleri bu çağda saptanır. Bu bölüm öyle bir gelişim bölümüdür ki, çocuk bildiği hareket formlarını çok çabuk düzeltir, geliştirir ve yenilerini çabucak kazanır. Bu nedenle bu gelişim periyodu performans yaşına özgü olarak ta ve çocuğun en iyi öğrenme yaşı olarak da belirgindir. Fiziksel performans bu yaşta çok iyi tanınabilecek düzeye ulaşmıştır. Özellikle süratlilik ve aerobik dayanıklılık, çeviklik bu dönemde gelişir.

Bu çağda çocuk düzeltmeleri çabucak kavrayabilir. Bu çağda çocuklar hemen başarılı olmak isterler. Bu durum bizi zamansız yüklenmelere itmemelidir. Çocuğun motor gelişiminin değer gelişim biçimleriyle belli bir uygunluk içinde olduğu sık sık öne sürülen bir konudur.

 

 

 

26/01/2010 19:00 - Serkan ÖNER

4991 kez okundu.